Donanımın garantisi bitmek üzere, yenileme teklifi masada. Bu noktada verilen karar çoğu zaman teknik değil ticari bir karardır — ama teknik gerekçelerle savunulur.
Kurumsal altyapıda üç yılda bir aynı toplantı yapılır. Sunucuların garantisi bitiyordur, tedarikçi yenileme teklifini getirmiştir ve BT ekibinden "bu sefer buluta geçsek mi" sorusuna cevap beklenir.
Cevap genellikle iki uçtan birine savrulur: ya hiçbir şey değişmez ve aynı donanım bir kez daha alınır, ya da karar aceleye gelir ve her şey birden taşınır. İkisi de aynı sebepten olur — kararın hangi ölçütlere göre verileceği baştan konuşulmamıştır.
Oysa mesele "bulut mu, kendi donanımım mı" değildir. Mesele şudur: bu altyapıyı işletmek sizin işiniz mi? Cevap hayırsa geriye yalnızca zamanlama ve kapsam kalır.
Kararı belirleyen beş ölçüt
Aşağıdaki beş başlık, kararı tahminden çıkarıp ölçülebilir hâle getirir.
- Yük öngörülebilirliği. Kapasiteniz yıl boyunca sabitse kendi donanımınız hâlâ savunulabilir. Ama ay sonu kapanışında ya da sezonda yük iki katına çıkıyorsa, yılın geri kalanında o kapasiteye boşuna ödeme yapıyorsunuz demektir. Donanım en yüksek yükü karşılayacak şekilde alınır, ortalama yükte çalışır.
- Ekip derinliği. Sanallaştırma, yedekleme, ağ ve güvenlik dört ayrı uzmanlıktır. Çoğu kurumda bu dördü tek kişide toplanmıştır. Soruyu şöyle sorun: yarın bu kişi olmasa sistemleri kim ayağa kaldırır?
- Kesinti maliyeti. Bir saatlik duruşun şirkete kaça mal olduğunu bilmeden hiçbir süreklilik yatırımı savunulamaz. Rakamı çıkarmak zor değil: duran süreçlerin saatlik iş hacmi, bekleyen personel maliyeti ve telafi mesaisi. Bu sayı bir kez hesaplandığında yedeklilik tartışması teknik olmaktan çıkar, finansal hâle gelir.
- Uyumluluk yükü. Denetime giriyorsanız verinin nerede durduğu, kimin eriştiği ve ne kadar süre saklandığı yazılı olmak zorundadır. Kendi donanımınızda bu kayıtları üretmek ve güncel tutmak size aittir; dışarıdan alınan bir hizmette bu yük sözleşmeyle karşı tarafa geçer — ama yalnızca sözleşmede yazıyorsa.
- Büyüme hızı. Önümüzdeki iki yılda yeni bir şube, yeni bir uygulama ya da yeni bir iş kolu var mı? Varsa bugünden satın alınan kapasite bir tahmindir. Tahmin tutmazsa ya erken yatırım yapmış ya da altı ay sonra ikinci bir alım süreci başlatmış olursunuz.
Donanım alımı üç yıllık bir taahhüttür. Kapasite kararı ise her ay yeniden verilebilir.
Hepsi ya da hiçbiri değil
Bulut tartışması genellikle "taşıyalım mı taşımayalım mı" diye kurulur. Oysa gerçek kurumsal geçişlerin çoğu kademelidir.
İşleyen sıra şudur: önce test ve geliştirme ortamları taşınır. Bu ortamlar durduğunda kimse zarar görmez, ama ekip yeni ortamı gerçek bir riskin altına girmeden öğrenir. İkinci adımda ikincil iş yükleri gelir — raporlama, arşiv, dosya servisleri. Üretim sistemleri en sona kalır ve ancak ilk iki adım sorunsuz işlediğinde taşınır.
Bu sıra bütçeyi de böler. Tek seferlik büyük bir yatırım yerine, her adımı kendi başına değerlendirilebilen bir plan çıkar.
Geçişte en sık yapılan hata
En sık yapılan hata teknik değil, tanımsaldır: kimin neyden sorumlu olduğunun yazılı olmaması.
Sunucu bulutta çalışır, uygulamayı danışman firma yönetir, ağ tarafında başka bir firma vardır. Bir yavaşlık olduğunda üç taraf da kendi tarafının sorunsuz olduğunu söyler ve sorun aralarında dolaşır. Kaybeden her seferinde kullanıcıdır.
Geçişten önce şu dört sorunun cevabı sözleşmede yazılı olmalıdır: Sanallaştırma katmanı kimde? İşletim sistemi yamaları kimde? Yedeği kim alıyor, kim test ediyor? Bir arıza olduğunda ilk kimi arayacaksınız ve o kişi ne kadar sürede dönecek?
Bu dört sorunun cevabı netse geçişin teknik tarafı zaten yönetilebilir hâle gelir.
Nereden başlanır
Karar vermeden önce iki tablo çıkarın.
Birincisi mevcut maliyet tablosu: donanım amortismanı, lisanslar, bakım sözleşmeleri, elektrik ve soğutma, ve altyapıya ayrılan personel zamanı. Son kalem çoğu hesapta unutulur ve genelde en büyük kalemdir.
İkincisi risk tablosu: en son ne zaman yedekten geri dönüş testi yaptınız? Ana lokasyon tamamen durursa ne kadar sürede ayağa kalkarsınız? Bu iki sorunun cevabı yoksa mevcut kurulumun maliyeti göründüğünden yüksektir.
İki tablo yan yana konduğunda karar genellikle kendini söyler. Zor olan kararı vermek değil, tabloları dürüstçe doldurmaktır.